Başarı, baş arı olmaya çalışmaktan çok öncelikle arı gibi olmaya karar vermeye başlamakla olur. Özümüze ve sözümüze sahip olunca ve ar duygumuza teslim olunca, işlerin olgunlaşması ve başak vermeye başlaması mümkündür. Dağınık isek ve hep bahanelere sığınıyorsak, zaten baştan başımızı dertden derde sokmaya kendimiz neden olmuşuzdur. Neye ve kime ihtiyacımız var? Kendimiz olmaya ve sahip olduklarımızı kullanabilme kararlığına ihtiyacımız var. Bir BEN var bir Benden içeri sırrını anlamaya ihtiyacımız var. İçteki BENimizi harekete geçirebilelim ki bereketini görebilelim. Kelimelere taşıyamayacağı yükleri koymak da ucuzcu bir yaklaşım. SÖZ ki tutmak içindir. SÖZ ki tutulmak içindir. SÖZü ağızda tutunca bizim. Gereğinde ve sevgi dolu yürekle SÖZü söylemedikçe de SÖZ bizim değil! Sözü ve özü bir olana tutkunum. Söz ne zaman gümüş ne zaman altın? Bunun cevabı sözün ne olduğuna ve kime ait olduğuna bağlı.
İşin ikinci aşaması sözün yazı haline gelmesi. Uygarlıktan söz edebilmek, sözün YAZI haline gelmesiyle söz konusu olabilir. Bir öğrencinin başarılı ya da başarısız olmasının özünde yatan gerçek: NOT tutma alışkanlığı ve NOT çıkarma alışkanlığının olması ve olmaması hususudur. Dinlerken not tutarız, okurken de not çıkarırız. NOT TUTMA ve NOT ÇIKARMAnın tekniklerini de bilmek önemli.
Sonuç olarak roman okur gibi ders kitabını okuyorsak, anlamamak için dinliyorsak kime hangi bahaneyle başaramamamızın diyetini ödetebiliriz ki? Artık SÖZün gümüş veya altın olduğunu tartışmakla değil YAZInın altın olduğunu anlamaya çalışmak ve gereğini yapmaya gayret ederek zamanımızı değerlendirmeliyiz. Sözün bittiği yerde yazı. Sözün azı ve hatırda kalanı ve yazılmaya değerli olanı makbul.
http://zafernefer.4t.com/blank_10.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder