22 Nisan 2012 Pazar

TAKINTILAR


Bir girdi olduğunda üretken bir beyinde, çıktı olarak görülecektir değişim ve gelişim. Önemli olan girdinin ve çıktının ne olduğu ve ne olmadığı bilincinde olmaktır.

Yediklerimize dikkat ettiğimiz kadar, beynimize de aynı özeni gösterebilelim ki, girdiler ve çıktılar anlam kazanabilsin. Gönül süzgecinden geçmeyen girdi, düşünce dünyamızda büyük hasarlara neden olabilir. O nedenle öğrenim ve eğitim sürecinde, girdinin niceliğinden çok niteliği  öne çıkar. Ucuzcu yaklaşımlara avans vermeden fikir çilesi çekilerek elde  edilecek bize  bizlik katacak girdilerin çokluğundan çok kalitesiyle başımız ağrısın… Bu bize sonrasında huzur verecek tek çıkar yol… Yoksa takıntılar haline gelen girdiler, bizi bizden koparan çıktılar haline dönüşür.

Beden ve ruh sağlığımızın korunması, takıntıları takıntı haline getirmemek ölçüsünde gizli… Her konuda ve durumda hangi sorun-çözüm kapısından girdi-çıktıdan ziyade, hangi hedefe ulaşılabildi kaygısını yaşamayı düşünmemiz ve uygulamamız yerinde olur sanıyorum. Çıkmamak üzere girmek, girmemek üzere çıkmak ise, sorunun bir başka boyutu…

Hastalık haline gelen bir takıntı: Girdi mi? Çıktı mı? Okuyansak-dinleyensek, bu bir girdi; yazansak-anlatansak, bu bir çıktı. Ya sadece okur-yazarsak? Artık zamanı gelmedi mi, kültür ve uygarlık yolunda yol almanın?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder